Ödev Araştırma, Kaynak ve Bilgi Sitesi – Bunlar Lazım


İstek Bölümümüz Açıldı!!!

Artık, bizden ödev ve araştırmalarınız için bilgi, belge, kaynak ve yardım isteğinde bulunabileceksiniz. Bu hizmetten yararlanabilmek için, buraya tıklayarak sitemize üye olmanız gerekmektedir. Üyelik ücretsizdir. Üye olmak için tıklayın.
Üye adınız ve parolanızla giriş yaptıktan sonra, hakkında bilgi almak istediğiniz konuyla ilgili olarak "İstek Bölümü"ndeki formu eksiksiz olarak doldurmanız yeterlidir. "İstek Bölümü"ne gitmek için tıklayın. İsteğiniz en kısa sürede değerlendirilecek ve size bilgi verilecektir.




Kapat
 
 

Duyuru

Ödev Araştırma, Kaynak ve Bilgi Sitesi – Bunlar Lazım

İstek Bölümümüz Açıldı!!!

Aradığınzı burada bulamadıysanız, "İstek Bölümü"müzü kullanabilirsiniz. Bu hizmetten yararlanabilmek için, buraya tıklayarak sitemize üye olmanız gerekmektedir. Üyelik ücretsizdir. Üye olmak için tıklayın.
Üye adınız ve parolanızla giriş yaptıktan sonra, hakkında bilgi almak istediğiniz konuyla ilgili olarak "İstek Bölümü"ndeki formu eksiksiz olarak doldurmanız yeterlidir. "İstek Bölümü"ne gitmek için tıklayın. İsteğiniz en kısa sürede değerlendirilecek ve size bilgi verilecektir.

Yûnus Emre’nin Hayatı, Sanatı ve Edebi Kişiliği

Yeterli, Doğru, Düzenli ve Dengeli Beslenme...

Bu yazı, toplamda ± 6637 kere okunmuştur.

www.bunlarlazim.com

Sağlıklı Beslenme Nedir? Nasıl Beslenmeliyiz?

Bu yazı, toplamda ± 4891 kere okunmuştur.

www.bunlarlazim.com

Aşık Veysel Şatıroğlu (Hayatı ve Sanatçı Kişiliği)

Bu yazı, toplamda ± 4610 kere okunmuştur.

www.bunlarlazim.com

Dini Bayramlar

Bu yazı, toplamda ± 4215 kere okunmuştur.

www.bunlarlazim.com

Yunus EmreYûnus Emre’nin hayatı ve yaşadığı çağ hakkında bilinen hususlardan biri, Risâletü’n-Nushiyye adlı eserini H. 707/ M. 1307-1308 târihinde yazmış olmasıdır. Eserin sonunda şu beyit bulunmaktadır:

Söze târih yidi yüz yidi-y-idi
Yûnus canı bu yolda fidi-y-idi
[1]

Eserini olgun ve ilerlemiş bir yaşta yazdığı anlaşılan Yûnus Emre, son zamanlarda bir mecmuada bulunan kayda göre H. 720/M. 1302-1321 târihinde vefat etmiştir. “ Vefat-ı Yûnus Emre, sene 720, müddet-i ömr 82 ” Bu sözlerden şâirimizin H. 638/M.1240-1241 yılında doğduğu ortaya çıkmaktadır.

Fakîh Ahmed Kutbuddin Sultan Seyyid Necmüddin
Mevlana Celalüddin ol kutb-ı cihan kanı.

Bu beyitte adı geçen Hoca Ahmed Fakîh “ Carhname ” adlı eserin de sahibidir ve Yûnus’un doğumundan 20 yıl önce 1221’de (H.618) vefât etmiştir.

Yûnus’un şiirlerinde Geyikli Baba ve Seydi Balum’un adları da geçmektedir:

Geyiklü’nün ol Hasan söz eyitmiş kendünden
Kudret dildür söyler kendünün söz nesidür,

Seydi Balum ilinden şeker tamar dilinden
Dost bahçesi yolundan eve dervişler geldi,

Yûnus’un kınadığı Geyikli Baba, Osman Gazi (1299-1326) ve Orhan Gazi (1326-1359) devirlerinde yaşamış, garip halleriyle ilgi uyandırmış bir şeyhtir. Seyyid Balum (Balum Sultan), muhtemelen Germiyan Oğulları’ndan bir beydir ve Geyikli Babanın müridlerindendir. Yûnus’un çağdaş olarak bahsettiği bu kimselerin yaşadığı devir, XIII. yüzyılın ikinci yarısıyla, XIV. Yüzyılın ilk yarısıdır. Yûnus’un kendisi de XIII. Yüzyılın ikinci yarısında ve XIV. Yüzyılın başında yaşamıştır. Bu târih Selçukluların sonu ile Osman Gazi devirlerine rastlamaktadır. Âşık Paşazâde, Yûnus’u Orhan Gazi devrinde yaşamış gösterir ise de, doğru değildir. Taşköprü-zâde’nin Yûnus’un Yıldırım Bâyazid (1389-1402) devrinde yaşadığını kayd etmesi de, tabiatıyla gerçeğe uymamaktadır.

Yûnus Emre’nin nereli olduğu nerede tahsil gördüğü, nerelerde bulunduğu, nasıl yaşadığı hususlarında da elde kesin bilgi yoktur.

Bektâşi menâkıbnâme(velayetname)lerinde Yûnus’un Sivrihisar yakınında Sarıköy’de doğduğu ve orada öldüğü zikr edilmekte ise de, bu husus bir rivayetten ileriye gidememektedir. Son zamanlarda bulunan bir vesikada Yûnus Emir Beğ adlı bir şahsın Sarıköy’deki çiftliğini zaviyesine vakf ettiği kayd edilmektedir. Eski yazıda “emir” ve “emre” kelimelerinin yazılışı birbirine benzemekle beraber, isimde Beğ kelimesinin de kullanılması ve “Emir” “Beğ” sıfatlarının tarikat mensuplarına verilmesi mû’tad olan sıfatlardan olmayıp mülkî bir sıfat olması, bu şahsın Yûnus Emre olamayacağını göstermektedir.

Yûnus Emre’nin şiirlerinden düzgün bir tahsil gördüğü, Arapça ve Farsça’yı, İslâmî ilimleri, İslâm târihini kısacası devrinin bütün ilimlerini iyice bildiği anlaşılmaktadır. O devirde en önemli ve meşhûr ilim ve kültür merkezi Konya olduğuna göre, Yûnus büyük ihtimalle tahsîlini Konya’da yapmıştır. Yûnus’un Mevlânâ ile görüştüğünü, onun “ safâ nazarından ” feyz aldığını, semâ‘ meclislerinde bulunduğunu yukarıya aldığımız beyitler açıkça ortaya koymaktadır. Yûnus’un şu beyitlerinde de Konya’nın adı geçmektedir:

Bir gönül ele getür feragat ol geç otur
Gönye (Konya) şehrinde yatur ol iki sultan kânı,
……………………..
Yûnus’un bu sözünden sen mâ’nî anlar-ısan
Konya menâresini göresin bir çuvalduz

Yûnus Emre Dîvânı’nında Moğolların Anadolu’yu istila etmelerinin izleri de görülmektedir:

Işkın çeri saldı benüm gönlüm evi ikîimine
Canumı esîr eyledün n’ider bana yağı Tatar,
……………………..
Ol budakta biter iman, iman bitse gider güman
Dün gün işüm budur heman nefsüme bir Tatar oldum,
………………………
Okırsın tasnif kitâb çekersin bunca azâb
Havf u recâ sende yok öyle ki bir Tatarsın,

Yûnus’un birçok şehirleri ve illeri dolaştığı hususunda da şiirleri ip ucu vermektedir:

Gezerem Rum ile Şam’ı yukarı illeri kamu
Çok istedüm bulamadum şöyle garib bencileyin
………………………….
İndik Rûm’a kışladuk çok hayr ü ser işledük
Uş bahâr oldı girü göçdük elhamdü lillâh

Yûnus Emre’nin Yukaru-İlleri (Azerbaycan ve İran); Anadolu şehirlerini, Şam (Suriye İllerini) ne maksatla dolaştığı belli değildir. Belki tahsil için, belki büyük ilim ve gönül adamlarını ziyaret maksadıyla, belki bir aşk hicranı dolayısıyla bu seferleri ihtiyar etmiştir. Belki de bu saydığı yerlere hiç gitmemiştir, bunlar gitmeği arzuladığı diyarlardır.

Yûnus, mutasavvıf bir şairdir. İslam tasavvufunun inceliklerini sadelikle, derinlikle ve hiç bir dar kalıp içerisine düşmeden dile getiren Yûnus Emre’nin Taptuk Emre adlı bir şeyhin müridi olduğu bazı kaynaklarda zikredilmektedir. Bu mesele, açık ve kesin bir delile ve vesikaya dayanmamaktadır. Daha çok bir efsane mahiyetindedir. Esasen Taptuk Emre de efsanevi bir şahsiyettir. Böyle bir kimsenin yaşayıp yaşamadığı belli değildir. Yûnus’un şiirlerinde geçen Taptuk kelimesi bazen bir özel ismi değil, doğrudan doğruya tapılan büyük varlığı, Allah’ı işaret etmektedir. Yûnus Emre’nin hayatında ne işle meşgul olduğu, ne yaptığı da bilinememektedir. Muhakkak olan bir nokta varsa, derviş ve şeyh olarak ömrünü tekkede geçirmediğidir. Onu Karamanlı göstermek isteyenler, bazı kaynaklara dayanarak zengin bir kimse olduğunu, sürü besletip sattığını ileri sürüyorlar. Sarıköylü olduğunu iddia edenler ise Yûnus’un ekinci olduğunu, çiftliğini zaviyesine vakf ettiğini söylüyorlar. İki ihtimal de doğru olabilir. Çiftçilik ve hayvancılık bir arada yürütülebilir. Zaten çiftlik işletmek ikisini bir araya toplamak demektir. Çiftlik sahibi olmak, ekincilik yapmak Yûnus’un tasavvufla uğraşmasına, tek yelerde feyiz almasına ve feyiz vermesine elbette engel teşkil etmez. Yalnız, onun sadece bir derviş ve şeyh olarak yaşadığını gösteren bir delil ortada bulunmamaktadır.

Yûnus’un uzun bir ömür sürdüğü şiirlerinden de anlaşılmaktadır:

Niceler eydür Yûnus’a kocaldu ışkı kogıl
Işk bize yenile geldi henüz dahı turvandadur,
………………….
Aşık Yûnus bu sözi muhâl diye söylemez
Ma’ni yüzin gösterür bu aşıklar kocası,
……………………
İki kişi söyleşür Yûnus’ı görem deyü
Biri eydür ben gördüm bir âşık koca-y-mış,
…………………….

Evlenmiş olduğunu ise şu beyit göstermektedir:

Bundan dahı virdün bize ol huriyi çift ü halâl
Andan dahı geçdi arzum azmüm sana kaçmağ içün

Yûnus Emre’nin nerede öldüğü ve mezarının nerede olduğu da kesin olarak bilinmemektedir. Tük halkı yer yer, çok sevdiği Yûnus için makamlar meydana getirmiştir.

Yûnus Emre’nin nerede yaşadığı ve nerede yattığı hususundaki münakaşalar devam etmektedir. Karamanlılar ve Eskişehirliler ve bunları tutanlar arasında devam eden münakaşalara sebep olan nokta, kanaatimize göre fazla büyütülecek bir mesele değildir. Çünkü Yûnus Emre ayarındaki çok büyük şahsiyetler, şu veya bu şehrin ve bölgenin değil, bütün Türkiye’nin, hatta bütün Türk dünyasının kendine mâl ettiği şahsiyetlerdir. Yattıkları yer ise, bütünüyle Türk milletinin kalbidir.

[1] Yunus Emre divanı nüshalarından birinde (Karaman Nüshası’nda) beyit şu şekilde kayd edilmiştir.

Ki tarih dahi yidi yüzde-y-idi
Yunus canı bu yolda fidi-y-di

Risalet-ün-Nushiyye’nin yazılışını böylece yedi geriye atan bu beytin birinci mısrâsının doğru olmadığı aşikardır. Çünkü, “yüzde-y-idi ile fidi-y-idi” kafiye değildir. Ayrıca, Türkçe “tarih yedi yüzde idi” denemez, “tarih yedi yüz idi” demek gerekir.

Kaynak: http://www.yunusemrevakfi.org.tr/

Bu içerikle ilgili 30 tane görüş belirtilmiş.


  1. 14 Ocak 2008 tarihinde, saat 20:26 civarında, Diren demiş ki:
  2. 24 Şubat 2008 tarihinde, saat 17:37 civarında, ceren demiş ki:
  3. 25 Şubat 2008 tarihinde, saat 19:47 civarında, fatma demiş ki:
  4. 25 Şubat 2008 tarihinde, saat 19:51 civarında, fatma demiş ki:
  5. 14 Temmuz 2008 tarihinde, saat 15:23 civarında, burcu demiş ki:
  6. 6 Kasım 2008 tarihinde, saat 17:57 civarında, abdulkadir demiş ki:
  7. 27 Kasım 2008 tarihinde, saat 19:47 civarında, elif demiş ki:
  8. 27 Kasım 2008 tarihinde, saat 19:48 civarında, elif kaya demiş ki:
  9. 7 Aralık 2008 tarihinde, saat 14:42 civarında, şemsenur demiş ki:
  10. 14 Aralık 2008 tarihinde, saat 12:54 civarında, gülderen demiş ki:
  11. 16 Aralık 2008 tarihinde, saat 19:48 civarında, meryem demiş ki:
  12. 27 Aralık 2008 tarihinde, saat 20:27 civarında, Hüdaverdi Yünlü demiş ki:
  13. 7 Ocak 2009 tarihinde, saat 07:30 civarında, müslüm demiş ki:
  14. 24 Ocak 2009 tarihinde, saat 15:31 civarında, emoş demiş ki:
  15. 7 Şubat 2009 tarihinde, saat 20:20 civarında, emel demiş ki:
  16. 11 Şubat 2009 tarihinde, saat 17:40 civarında, kadir demiş ki:
  17. 12 Şubat 2009 tarihinde, saat 17:41 civarında, esra demiş ki:
  18. 12 Nisan 2009 tarihinde, saat 11:21 civarında, ali demiş ki:
  19. 30 Nisan 2009 tarihinde, saat 19:19 civarında, betül demiş ki:
  20. 12 Mayıs 2009 tarihinde, saat 09:13 civarında, cemal demiş ki:
  21. 16 Mayıs 2009 tarihinde, saat 14:01 civarında, aslı demiş ki:
  22. 28 Mayıs 2009 tarihinde, saat 19:23 civarında, nisa demiş ki:
  23. 7 Haziran 2009 tarihinde, saat 11:49 civarında, derya demiş ki:
  24. 15 Ekim 2009 tarihinde, saat 19:38 civarında, akın demiş ki:
  25. 20 Ekim 2009 tarihinde, saat 19:08 civarında, mehmet demiş ki:
  26. 9 Kasım 2009 tarihinde, saat 19:11 civarında, ozick demiş ki:
  27. 15 Kasım 2009 tarihinde, saat 16:47 civarında, merve demiş ki:
  28. 2 Aralık 2009 tarihinde, saat 14:07 civarında, irfan demiş ki:
  29. 7 Aralık 2009 tarihinde, saat 20:31 civarında, durmuş demiş ki:
  30. 8 Mart 2010 tarihinde, saat 18:34 civarında, havva demiş ki:

Bu ögeyle ilgili görüşünüzü belirtin:

Yukarı Git